GEZİ'NİN ARDINDAKİLER

Taksim Gezi olaylarına katılan, haber, açıklama ve attıkları twitlerle destek veren sanatçı, bankacı, işadamları ve medya ile yurtdışı destekçilerini delilleriyle birlikte sergilemeye başlıyoruz. Unutulmaması gerekenleri unutmamak için bu sayfayı oluşturuyor, tarihe not düşüyoruz.

24.06.2013 11:20 Abdullah Harun / kontrgerilla.com - Taksim Gezi olaylarına katılanlar.. Haber, açıklama ve attıkları twitlerle destek verenler.. 'Çapulcu' olduklarını açıkça belirtenler.. 'Mesele Gezi değil sen hala anlamadın mı?' diyerek hükümeti bir ayaklanma ile devirmeye destek verenler..

Sanatçı, bankacı, işadamı ve medya gibi yurtiçi ve dışı destekçileriyle birlikte Taksim olaylarının ardından yer alan kesimlerin tümü belgeleriyle birlikte bu sayfada yer alacaktır. Seçimlerden fayda ummayan bu güçlerin yalan haberleri, açıklama ve tweet'leri tarihe birer ibret vesikası olarak geçecek.

Taksim Gezi olayları ile Türkiye'de çok net bir kırılma yaşandı. Herkesin yüzündeki maske düştü. Kimin kim olduğu daha önce hiç olmadığı kadar açığa çıktı. Unutulmaması gerekenleri unutmamak için bu sayfayı oluşturuyor, tarihe not düşüyoruz. 'Gezi Belgeseli' olarak sürekli güncellenecek olan bu sayfaya ziyaretçilerimizin bilgi desteği ile katkı sunmasını bekliyoruz. Video, fotoğraf, haber, tweet ve açıklamalar gibi belgesel niteliği olan ve bu sayfaya konulabilecek her tür yazılı ve görsel bilgiyi Bu e-posta adresi spam robotlarından korunuyor. Görebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir. adresine göndermenizi rica ediyoruz.

OLAYLAR 27 MAYIS'TA BAŞLADI

Taksim Gezi Parkı protestoları, 27 Mayıs 2013 tarihinde İstanbul'da başlayan ve diğer illere de yayılan AK Parti iktidarı karşıtı protestolardır. Taksim Gezi Parkı'nın Taksim Yayalaştırma Projesi kapsamında 28 Mayıs 2013 günü bir duvarının yıkılmaya başlanması ve bazı ağaçların kesilmesi, bu haberin sosyal medya üzerinden Topçu Kışlası inşaatına başlandığı şeklinde yayılması sonucu bazı aktivistlerin oturma eylemi yapmaya başlaması ve polisin eyleme orantısız müdahalesi sonucu geniş bir protestoya dönüşmüştür. Taksim civarında protesto ve oturma eylemi ile başlayan olaylar hızla hükümet karşıtı gösterilere dönüşmüş ve başta Ankara, İzmir gibi büyük şehirler olmak üzere Türkiye'nin diğer illerine de yayılmıştır.

Olaylara daha çok sosyal medya üzerinden organize olan protestocular yerel medyanın bu olaylara karşı kayıtsız kaldığını savunmuşlardır. 1 Haziran günü Taksim'de bazı canlı yayın araçları ateşe verilmiş ve araçların üzerine sloganlar yazılmıştır.

Türk Tabipleri Birliği'nin 7 Haziran'da yaptığı açıklamaya göre olaylar esnasında tazyikli su, kısa mesafeli biber gazı atışları ve plastik kurşunlardan dolayı 43'ü ağır 4177 kişi yaralanmıştır. 3 Haziran günü, Mehmet Ayvalıtaş göstericilerin otoyol kapatma eylemi yaptığı sırada bir aracın ezmesi sonucu, Abdullah Cömert protestolar sırasında ağır darbeler sonucu hayatını kaybetmiştir. 6 Haziran 2013'te göstericilere müdahale sırasında bir köprüden (kimi kaynaklara göre bir kişinin itmesi sonucu) düşerek ağır yaralanan komiser Mustafa Sarı hayatını kaybetti. 1 Haziran günü Ankara'daki eylemde polisin ateş açması sonrası ağır yaralanan Ethem Sarısülük 14 gün sonra hayatını kaybetti. Otopsisi sırasında kafatasında mermi çekirdeği bulundu.

Gezi Parkı olaylarının ilerleyen günlerinde protestoların yanısıra, polisle çatışma, kamu malına zarar, yol kapatma, kundaklama gibi eylemler de olması piyasalarda tedirginliğe sebep oldu. Olayların siyaset, turizm, ekonomi ve bölge esnafına etkileri oldu.

İçişleri Bakanlığı'nın 23 Haziran'da yaptığı açıklamaya göre Bayburt ve Bingöl hariç 79 ilde düzenlenen eylemlere toplam 2.5 milyon kişi katıldı.

GEZİ HAREKETLİLİĞİ 2012 HAZİRAN AYINDA BAŞLADI

Taksim Gezi Parkı'nda bazı ağaçların kesilerek Taksim Yayalaştırma Projesine karşı harekete geçilmesi aslında yeni değil. İlk protestolardan birisi 6 Haziran 2012 tarihinde gerçekleşti. O gün Gezi Parkı’nda toplanan Taksim Dayanışması grubu üyeleri bir basın açıklaması yaparak dağıldılar.

4 Ekim 2012 tarihinde Gezi Parkı’nın yıkılması için ilk çalışmalar başladı. Kışla inşaatı projesi kapsamında parkın meydana ve Cumhuriyet Caddesi’ne bakan kısımlarında yer alan dükkan sahiplerine sözleşmelerinin yenilenmeyeceği, bundan böyle kiralarını işgaliye olarak vereceklerine dair tebligat yapıldı. Proje kapsamında parktaki ağaçların proje müellifi mimar Halil Onur’un şirketi tarafından işaretlenmesi de bu dönemde başladı.

2012 yılının Kasım ayında, başta Taksim Dayanışması grubu üyeleri olmak üzere birçok kişi ve kuruluş Gezi Parkı’nın betonlaşmasına karşı Taksim’de nöbet tutacaklarını açıkladı.

2 Mart 2013 tarihinde Taksim Dayanışması grubu üyeleri parkın yıkımına karşı Taksim metro istasyonu çıkışında imza kampanyası düzenlemeye başladı.

14 Nisan 2013 tarihinde bu alanın kışlaya dönüştürülmesini protesto amaçlı Taksim Gezi Parkı Koruma ve Güzelleştirme Derneği tarafından 1. Taksim Gezi Parkı Festivali düzenlendi.

SEÇİMLERDEN FAYDA UMMAYAN GÜÇLER OLAYLARA MÜDAHİL OLDU

27 Mayıs 2013, Gezi olaylarının başladığı tarih oldu. İlginçtir, o gün başlayan birkaç haftalık süreçte 27 Mayıs 1960 darbesi öncesini hatırlatan gelişmeler yaşandı. Halkın oylarıyla işbaşına gelmiş olan bir hükümet tıpkı 27 Mayıs darbesi öncesinde olduğu gibi sokak hareketleriyle baskı altına alınmak ve devrilmek istendi. Göstericiler ordunun müdahale etmesi beklentisine girdi. Örneğin Rize’deki olaylara katılan Türk Gençlik Birliği (TGB), Rize Jandarma İl Alay Komutanlığının telefonlarını twitter’dan duyurdu. Göstericilerin telefon ederek jandarmayı yardıma çağırmaları istendi. 

Olayların başlama nedeni Taksim Gezi Parkı’nın yıkılmasına çalışılması idi. Yani bir çevre duyarlılığı söz konusuydu. Ancak ilk polis müdahalesinin ardından olayların inanılmaz bir hızla dakikalar içinde çok sayıda şehre yayılması, olayların çevre duyarlılığını aştığını gösterdi. Güvenlik güçlerinin tespit ettiği haberleşme trafiği düşündürücüydü. Zello sistemi adı verilen internet tabanlı cep telefonu görüşmeleri, aynı anda çok sayıda ilde patlak veren olayların anlık gelişmediğini, planlı şekilde bir güç tarafından yönlendirildiğini gösterdi. O konuşmalardan bir bölümü şu şekildeydi:

“Çayyolu çok sakin ne oluyoruz?.. Son durum nedir Kızılay'da?.. Görüşmeleri saklı tutun, araya girenleri kanal liderine bildirin o kişiyi çıkarsın.. Frekansa girenler var, deşifre oldu, Zello'dan başka frekansa geçin.. Telefonla konuşmayın.. Zello şifresini yüzyüze grup liderlerine ulaştırın o sizi bilgilendirir..”

Olayların hızla yayılmasında sadece yurtiçinde tespit edilen bu görüşme trafiği değil, sosyal medya ve bazı yerel medya gibi bazı yabancı medyanın da etkisi oldu. Yüzbinlerce twit atılarak kitleler olaylara katılmaya davet edildi. Yalan haberler sadece sosyal medya tarafından değil, merkez medya olarak bilinen yerel ve yabancı tv-gazeteler tarafından dahi flaş haber olarak sunuldu. Muhabirlerin olayları büyütme ve kışkırtma, hatta polise aktif direnme gayreti canlı yayınlarda şaşkınlıkla izlendi.

Olayların başlama nedeni bir çevre duyarlılığı gibi görünse de asıl etkenin hükümetin devrilmesi olduğu çarpıcı delillerle ortaya çıktı. Olaylara aktif destek veren katılımcılar bu niyetlerini açıkça dile getirmekten çekinmediler. Sanatçı Memet Alabora’nın kitleleri olaylara katılmaya çağırdığı “Mesele Gezi Parkı değil arkadaş, sen hala anlamadın mı” twiti olayların çevre duyarlılığı olmadığını ispatlayan bir simge haline geldi. Garanti Bankası'nın en üst yetkilisi açıkça protestoculardan yana tavır aldı. 'Ben de çapulcuyum' diyerek onlara destek verdi. Banka çalışanlarının mesai bitiminde Taksim'deki gösterilere katıldığını açıkladı. Garanti Bankası gibi bir çok kurum, kuruluş ve sanatçı da açıkça protestoculardan yana tavır aldı. Taksim'deki olaylara aktif katıldı.

Olayların asıl nedenin AK Parti’nin izlediği politikalar olduğu anlaşıldı. 2011 yılından itibaren, çeşitli yerli ve yabancı kurum, kuruluş, basın-yayın organı ve siyasetçiler tarafından Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki iktidar partisi Adalet ve Kalkınma Partisinin; ifade, basın ve internet kullanımı, alkol tüketimi, kürtaj, televizyon ve toplanma özgürlükleri üzerindeki baskılarının arttığı konusunda endişeler dile getirildi. Hükümetin Suriye'deki iç savaşa karşı tutumu dahi protestocular tarafından bahane olarak gösterildi.

Gezi’den aylar önce Hatay’da hükümet karşıtı bazı protesto gösterileri düzenlenmişti. Hükümetin Suriye politikasını şiddetle eleştiren göstericiler, Hatay halkına Suriye’deki savaştan kaçarak Türkiye’ye sığınan mültecilere evlerini kiralamama çağrısı yapacak kadar ileri gidebilmişlerdi. Bu faaliyetlere öncülük eden bir mezhebe mensup kitleler, Taksim gezi olaylarında ön saflarda rol aldı. Polisle şiddetle çatışan kesimler bu gruplardan meydana geliyordu.

AK Parti’nin dış politikasından rahatsızlık duyan Suriye ve İran gibi ülkelerin yanında ABD ve Avrupa ülkeleri de Gezi olaylarında açık tutum aldı. Claudia Roth gibi Avrupalı parlamenterler Gezi olaylarına Taksim’de bizzat katılacak kadar ileri gittiler. Kendi ülke medyasında dahi bunu eleştiren oldu. Aynı durumda Avrupa ülkelerinde yapılacak gösterilere bir Türk parlamenterin katılmasının skandal olacağı hatırlatıldı. Ancak durum değişmedi. Avrupa Parlamentosu Türkiye’yi kınayan bir karar aldı. Gezi’ye yapılan polis müdahalesinden birkaç gün sonra İngiltere’de benzer bir polis müdahalesi yaşandı. Ancak Gezi olaylarını çarpıtan yerli ve yabancı bazı medya organlarının bu haberlere hiç yer vermemesi dikkati çekti.

Protestocular, olayları tüm halk kesimine yaymak için tencere-tava çalma eylemini de aynı günlerde başlattılar. 28 Şubat sürecini anımsatan eylem, kaosun sokak sokak neredeyse tüm evlere kadar yayılmasına, tencere tava çalanlarla gürültüden rahatsız olan vatandaşların birbiri ile kavga etme durumuna gelmesine neden oldu. O günlerde ilginç bir gelişme daha oldu. 28 Şubat iddianamesi mahkemece kabul edildi. Ve bu olay Gezi olaylarının ardındaki güçlerin kamuoyu tarafından daha iyi anlaşılmasına yol açtı. Gezi olaylarını aktarırken abartıya ve yalan habere kaçmaktan kaçınmayan medya gruplarının, 28 Şubat davasının açılmasına ise neredeyse hiç yer vermediği görüldü. ABD televizyon kanalı CNN, Gezi olaylarına tepki gösteren AK Parti mitinglerini hükümet karşıtı gösterecek kadar çılgınlaştı. CNN internet sitesi de 28 Şubat iddianamesinin kabulünü 'mecburen kabul' diyerek verdi. Mahkemenin iddianameyi sanki zorla kabul ettiği mesajını vermeye kalktı. CNN'nin yalan haberciliği Gezi'nin simgelerinden biri haline geldi.

Bunlar unutulacak olaylar değil.. Ama yine de unutulabilir. ‘İnsan’ kelimesi ‘nesiye’ fiilinden türeyen arapça bir kelimedir. ‘İnsan’, ‘çok unutan’ demektir. İşte bu nedenle olaylar ve ardındakiler unutulmasın diye bu sayfada tarihe not düşmek istedik. Olayların ardında yer alanlardan tespit edilebilenler bu sayfada sergilenmeye çalışılacaktır.



İşte Gezi olaylarına destek verenler:

 


24.06.2013 11:20 Gezi olaylarına destek veren isimlerden bazıları şu şekilde:

-Duman adlı müzik grubu protestolara destek için "Eyvallah" adında bir şarkı besteledi.
-Demir Sert, 31 Mayıs sabah 5 te Gezi Parkı'nda yaşadıklarını anlattığı "Bu Gaz Bi Harika Dostum" isimli -şarkıyla Gezi Parkı Direnişi'ne müzisyen olarak ta destek verdi.
-Boğaziçi Caz Korosu Recep Tayyip Erdoğan'ın 'çapulcu' söylemini "Çapulcu Musun Vay Vay" adındaki şarkı ile eleştirdi.
-Kardeş Türküler, Başbakanın sözlerinden ilhamla "Tencere tava hep aynı hava" şarkısını besteledi.
-Oğuzhan Uğur, "Bu halka ayıp edildiğini" vurgulayarak, Çapulcu ve Ayyaş söylemini eleştiren Birinci Vazife adında bir şarkı yaptı.
-Marsis, Gezi Parkı olaylarında başbakanın tutumunu "Oy Oy Recebum" adlı şarkıyla eleştirdi.
-Müzisyen Fazıl Say, olaylara sahne aldığı konserde tencere çalarak destek verdi.
-Boyner Grubu adına Ümit Boyner, Herry markasının sahibi Selami Sarı, Silk & Cashmere markasının kurucusu ve CEO’su Ayşen Zamanpur gibi perakende grupları Taksim Meydanı’nda bir AVM inşa edilmesi durumunda burada yer almayacaklarını açıkladılar.

Protestoları destekleyen diğer isimler:

Can Bonomo, Demet Evgar, Ayşegül Aldinç, Gonca Vuslateri, Zülal Kalkandelen, Gürsel Tekin, Memet Ali Alabora, Okan Bayülgen ve Şebnem Sönmez, Devrim Evin, Halit Ergenç ve eşi Bergüzar Korel, Cem Yılmaz ve Gülse Birsel protestolara destek verdiğini dile getirdi. Şebnem Ferah, Tarkan ve Sezen Aksu açıklamalar yaptı.

Futbolculardan Didier Drogba, Manuel Fernandes, Gökhan Gönül, Selçuk İnan, Salih Uçan, Burak Yılmaz, Juan Pablo Pino, Wesley Sneijder, Colin Kazım Richards, Yekta Kurtuluş, Dany Nounkeu, Sercan Yıldırım, Recep Niyaz, Felipe Melo, Ersan Gülüm, TomasUjfalusi ve Pascal Nouma eylemi desteklediklerini sosyal medya aracılığıyla belirttiler.

Mehmet Okur, Işıl Alben, Carlos Arroyo, Deron Williams, Jaka Lakovic, Josh Shipp, İbrahim Kutluay, İlkan Karaman, Jamon Gordon, Angel McCoughtry, Doğuş Balbay, Ufuk Sarıca, Cappie Pondexter, Eda Erdem ve Sinan Güler gibi basketbolcular da sosyal medyada konuyla ilgili görüşlerini paylaşmıştır.

Mehmet Ali Alabora, Ahmet Şık, Nasuh Mahruki, Okan Bayülgen, Erdal Beşikçioğlu, Halit Ergen, Bergüzar Korel, Can Bonomo, Cem Adrian, Fazıl Say, Sezen Aksu, Levent Üzümcü, Nejat İşler, Duman, Hayko Cepkin gibi ünlü kişilerde sosyal medya üzerinden veya protestoların bazılarına katılarak desteklerini vermişlerdir.

Diplomatik tepkiler

31 Mayıs 2013'te ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Jen Psaki de, Taksim Gezi Parkı’ndaki olaylarla ilgili kaygılı olduklarını açıkladı. 1 Haziran 2013'te ise Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi sözcüsü Laura Lucas tarafından yapılan açıklamada barışçıl halk gösterilerinin demokratik ifadenin bir parçası olduğu belirtilip "kamu otoritelerinin sorumlu ve itidalli davranmalarını bekliyoruz" dendi.

Avrupa Komisyonu orantısız güç kullanılmasını kınayan iki açıklama yaptı. Avrupa Parlamentosu, 13 Haziran 2013 tarihinde, İstanbul Gezi Parkı protestolarında polisin aşırı güç kullanmasını kınayan bir karar tasarını onayladı. Kararda, barışçıl protestoculara karşı sert yöntemlere başvurulmaması istendi ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a birleştirici ve uzlaşmacı bir tavır sergileme çağrısı yapıldı. Parlamentonun kararında şiddetten sorumlu polis memurlarının yargı önüne çıkarılması, gözaltındaki barışçıl protestocuların salıverilmesi ve kurbanlara tazminat ödenmesi istendi. Kararda, mevcut hükümetin demokratik yollarla seçilmiş bir hükümet olduğu da vurgulandı.

Almanya Başbakanı Angela Merkel protestoları değerlendirirken, hukuk devleti anlayışının, güvenlik makamlarının her zaman orantılı ve uygun hareket etmesini gerektirdiğini belirterek, tarafları itidale çağırdı. Aynı saatlerde Almanya Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada da vatandaşlara, "Türkiye'de gösterilerin yapıldığı yerlerden ve kalabalık gruplardan uzak durun" uyarısı yapıldı.

Hollanda Dışişleri Bakanı Frans Timmermans, polisin göstericilere karşı kullandığı orantısız gücü üzüntüyle karşıladığını belirterek eylemcilerin ifade özgürlüğü ve medya hakkındaki kaygılarının dile getirmesini desteklediğini açıkladı.

Vladimir Putin'in sözcüsü Dmitriy Peskov, "Rusya Devlet Başkanı orada meydana gelen olayları biliyor, ama Türkiye'deki hadiselerle ilgili açıklama yapmayacak" dedi.

Bulgaristan Dışişleri Bakanı Kristiyan Vigenin, "Komşu dost Türkiye'de şiddetten dolayı endişeliyiz" dedi.

Yunanistan Dışişleri Bakanı Dimitris Avramopulos, çok iyi tanıdığı Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı lider olarak elde ettiği gücü bugün sevk ve idareye davet ettiğini belirtti.

Suriye Enformasyon Bakanı Umran El Zubi, olayların sorumlusu olarak Recep Tayyip Erdoğan'ı ilan ederek, diktatör rejimi sebebiyle istifa çağrısında bulundu.

Uluslararası Af Örgütü 31 Mayıs 2013 günü yayınladığı basın bildirisinde olayları protesto etti. Bu açıklamada polislerin aşırı ve gereksiz güç kullanmasının soruşturulması ve sorumlu emniyet görevlilerinin yargılanması çağrısı yapıldı.

Resmi olmayan diplomatik tepkiler

Sloven sosyolog Slavoj Zizek, DSİP üyesi Bülent Somay aracılığıyla bir mesaj yollayarak, Taksim'de Gezi Parkı'nın yıkımına karşı çıkan ve polis terörüne direnenlere destek verdiğini bildirdi.
ABD'li dilbilimci ve siyasi eleştirmen Noam Chomsky yaşanan olaylar için "Türkiye tarihi için en utanç verici anlar" yorumunu yaptı.
ABD'li müzisyen Madonna, Instagram hesabından olaylar için "Türkiye'de Şiddeti Durdurun! Bir SEVGİ Devrimi Başlatın! Hoşgörü-İnsan Onuru ve Saygı!" notunu düştü. Ayrıca İngiliz oyuncu Tilda Swinton, ABD'li müzisyen Moby ve Avustralyalı model Miranda Kerr de protestolara olan desteklerini iletti.
İngiliz rock grubu Pink Floyd'un eski üyesi müzisyen Roger Waters, facebook hesabı üzerinden protestolara olan desteğini bildirdi.
ABD’li folk şarkıcısı Joan Baez, Virginia’da verdiği bir konser esnasında Türkiye’de yaşanan protestolara olan desteğini bildirdi.
Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Group, hükümete halkın tepkisine kulak vermezseniz notunuzu düşürürüz uyarısında bulundu.
1 Haziran 2013 günü Şikago, San Diego ve New York’ta Türkiye’deki gösterileri destek amacıyla protesto gösterileri düzenlendi.
Ukranyalı feminist grup FEMEN yayınladığı bir videoda Türk kadınlarını haklarını savunması için protesto eylemine çağırdı.
Bulgaristan’ın başkenti Sofya’da 1 Haziran günü birçok Türk ve Bulgar öğrenci protesto eylemleri düzenledi.
Hollanda’nın başkenti Amsterdam’da binin üzerindeki Türk protestocu ve sempatizanları Beursplein’de iki gün arka arkaya protesto eylemleri düzenledi.
Belçika’nın başkenti Brüksel’de 1 Haziran 2013 tarihinde yüzün üzerinde Türk protesto eylemleri düzenledi.
Almanya’nın Berlin şehrinde yaklaşık 3000, Hamburg, Münih ve Stuttgart şehirlerinde 1500’er kişi Türkiye’deki protestolara destek yürüyüşü yaptı.
Fransa'nın başkenti Paris'te 31 Mayıs akşamı Türk büyükelçiliği ve Eiffel Kulesi önündeki Champs de Mars meydanında eylemler düzenlenirken, 1 Haziran 2013 günü yüzlerce kişi Gezi eylemini destek için Esplanade du Trocadéro'da bir araya geldi.
İsrail’in Tel Aviv şehrinde 2 Haziran 2013 günü Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçilik Binası önünde protesto gösterisi düzenledi.
Japonya’nın başkenti Tokyo'da 2 Haziran 2013 günü Yoyogi Parki'nda toplanan 100'den fazla kişi Türkiye'deki eylemlere destek verdi.
Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de Türk vatandaşları, ellerinde Atatürk posterleriyle Türkiye'deki olayları protesto etti.

(Kaynak)